Mehdi'nin Çeşitli Özellikleri

Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri

Mehdi'nin Çıkış Zamanı
Mehdi Hakkındaki Çeşitli Konular

Risale-i Nur Külliyatinda Mehdi

Hz. İsa Aleyhisselam ve Mehdi

Çeşitli Kaynaklarda Mehdi ile İlgili Rivayetler

Şairlerin Şiirlerinde Mehdi

ŞAİRLERİN ŞİİRLERİNDE MEHDİ

İnsanlığın Alınyazısı Bir Çocuk


O çocuğu bekliyoruz.
Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, meşhur kelimemizle söyleyelim, diriltecek çocuğu.
O çocuğu ki, reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin.

Kendine verileni aşan bir çocuk olsun o çocuk.
Verilmeyeni alabilen bir çocuk. Gizliyi, sır olanı kurcalayan, tarihin şifrelerini çözen bir genç.
Derleyişleri dağıtan, dağılmışları derleyen bir genç adam.

Kayıpların, kaybolanların ürperttiği bir ruh.
Tayfları, gölgeleri heceleyen bir espri.
Kabuk bilgilerin sağnağı altında ıslanmayan anlayış ve kavrayış kişiliği.

Bir muştu olan bir çocuk. Muştu gibi gelen. Muştu getiren.
Işıkla gelen çocuk. Umut ışığını getiren çocuk.
Kapitalizmin ve komünizmin karanlığını delen umut ışıklarını taşıyan gönül eri.

Erenlerden bir işaret olan er. Diriliş eri.
Doğunun ve batının özlemini çektiği haberci.
Yollarda gözlenen, tozların gerisinde hayal edilen yolcu.

Uygarlıkları, tarihi ve tabiatı, insanı ve eşyayı yeniden tartı kefelerine yerleştiren eleştiri eri.
Eleştiri içinde özeleştiri tohumlarını yeşertmesini bilen düşünce tarımcısı.

Yuvalara, evlere yeniden fizikötesi bir anlam kazandıran hızırlık çabanın adamı.

Tanrı eri. Semboller halinde kafaların ve ruhların içine dikilen ve dikilişleriyle insanları
ve tüm insanlığı onursuz kılan putların kırıcısı inanç yiğitti.

Aşağılık duygusu altında ezilen duyarlıkları sağlığına kavuşturan ve
böylece sözünden çok ruhuyla doğacak özgürlüğün, gerçek özgürlüğün savaşçısı olacak kahraman.

Bu çocuk elbet gelecek.
İnsanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacaktır.
Bu atılımın temel taşı olacak olan yeni insan zuhur edecektir elbet.

Diriliş gerçekleşecektir.
Göze görünmez evrensel tabut parçalanacaktır kuşkusuz.

Kuşkusuz, bu, büyük çalışmalar ister.
Aslında, çalışmalar, dağınık bir biçimde ve her yerde aynı bilinç yoğunluğunda olmaksızın, başlamıştır, sürüp gitmektedir.

Bir gün derleniş toparlanış ve bilinçleniş de gözle görülür bir düzeye ulaşacaktır.

İnsan kendi barikatlarının mahkumu ve kendi zincirlerinin tutsağı olmuştur.
Ama bu kıyamete kadar sürüp gidecek değildir.
Diriliş nesli, bu mahkumluğa, bu tutsaklığa başkaldırmanın cesaretini gösterecek
ve bu başkaldırmayı yeni uyuma dönüştürmenin yöntemini kestirecektir.

İnsan, yeniden erdem sınavının ateşi içine atılacaktır, cehennemleri yarıp
cennetine ulaşacak üstün semender yaradılışındadır çünkü o…

Şartlar ne kadar ağır olursa olsun, ürkmeyiniz.
İnsanın alınyazısı, ağırlığıyla, şartların ötesindedir.

Toprağın vebamsı kaynayışına aldanmayınız.
Gök, yüklü, esintiler, elverişli, ufuklar, eleğimsağmalarla beneklidir.

Ruhun ilham seferi, Cebrail soluğuyla desteklidir.

Ruhulküddüs yalnız geçmişte insanı yoklamadığını,
geleceklerde de onu kutlu göğsüne bastıracağını ispat edecektir.

Ruh, kutsal ruh tarafından sığınacaktır.

Akşamla birlikte, sofraların üstüne yine kutsal ruhun kanatları gerilecektir.

Çocuk, kuzey ve batı rüzgarlarını kılıcıyla ikiye bölecektir.
Selleri ve çığları omuzlarıyla durduracaktır. Fırtınaları ters yüz edecektir.

Zaten o, bütün bunlar için geliyor.

Azgın bir kışı yaşıyoruz.
Geleceğin erleri onun üzerine diriliş kemerlerini ve kubbelerini oturtacaktır.

Ruhun ayasofyaları, süleymaniyeleri yükselecektir yeniden.

Diriliş mehteri, dünyanın ufkunu, metafiziğin marşıyla çınlatacaktır.

Pandorun kutusu kapanırken ruhun şifa mücevherleri, saklı oldukları mahfazalarının kapaklarını zorlayacaklardır,
dışarı çıkma günü gelen civcivin yumurtanın kabuğunu gagasıyla tık tık döğmesi gibi.

Kutlu şehirlerin ruhları, geceleri gözlere görünen yatırları gibi uyanacaklardır.
Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbekir’in, Erzurum’un, Şam’ın Bağdat’ın,
Buhara’nın, Semerkand’ın ve beş safta Mekke’nin, Medine’nin
ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala-Lumpur’un, Bingazi’nin,
İslam-Abad’ın, Darüsselam’ın ruhları dirilecektir.

Elinde bir meşale, bu kış gecesinde dolaşacak olan o çocuğun ulaştığı her kent, dirilişe erecektir.

Kentler, ölümün kırılışından tüten alevlerde yıkanacaklar
ve kutlu sancağın altında diri kümbetler olarak toplanacaklardır.

Bu şehirler mahşerinin önünde kim durabilir?
“Kalk ve Korkut” sesiyle ayağa fırlamış ilahi sitelere karşı hangi çelik veya demir bent dayanabilir?

SEZAİ KARAKOÇ

Hızırla Kırk Saat

Kıyamet gününden önce

Hızır çekilecektir yeryüzünden

Sonra yeşillikleri yaylaların

Eski zaman duvarları gibi yükselen çınarların

Çinilerin minyatürlerin duayı ansıtan boyaların

Güneşte bir kuş gibi çırpınan kasabaların

Göz ağrısı getiren tozların

Yeşili kırmızısı sarısı çekilecek önce

Evlerde avlularda duyulacak bir eksilme

Yoldan bir ölü götürüyorlarmış ta sezmişler gibi

Çıkacaklar dışarıya ama

Yollar ıssızdır sonsuzca

Hızırın gidişiyle birlikte

Yol ıssızlığı gelişecektir

Yaşamıştı bunu bir anda

Daracık bir odada

Peygamberin baş ucunda

Ali

Peygamberi yıkarken buruşmuştu dünya

Deniz gibi vahşi mercanlar gibi yakıyordu elini sıcak su

Ömer bir horoz sandı dünyayı

Boğazında keskin bıçak

Ölümünde peygamberin

Ebubekir dört yanında çırpınışını duydu kanadını Cebrail’in

Topraktan yükselişini surun

İç odalarda

Çarşaf arkalarında

Ağlarken peygamber kadınları

Duydular kıyameti bir anda

Daracık bir saatta

Sonra Ali odanın yalnızlığından

Dört duvardan bir fısıltı duydu

Göründü sancakların en yeşili

Ve ordusuyla birlikte Mehdi

Belirli bir süre geciktiren kıyameti

Kıyamet elinde bir belge

Bir tüy gibi hafifleten kıyameti

Mehdi

Şehitlik yapan ölümü kıyameti

Mehdi

Bereketin geri gelişi

Kıyametin birinci fecri

Hızırın ete kemiğe kavuşması

Bir kadir gecesinde

Seçilenler seçildiler

Bir kadir gecesinde

Dönüşmeye başladı kaderi

Yeryüzünde

Karınca azabına uğratılmış müslümanların

En yoksulu insanların

En çok ezilmişi

Ezilmişlerin bile ezdiği

Acımalarından yenilgileri

Susan susturulan

Değiştirilip dönüştürülen

Tarihi ekşitilen

Faydalanılan şelalesinden

Ama içecek sudan yoksun edilen

Sökülüp atılan coğrafyasından

Bağbozumu mantığından

Çocuklarına düşünce tozu serpilen

Kuşlukta kuşkulu

Öğlede eğlenen

Bir küme yapılan halkı

Götürülüp uçurum kıyısına

Bir ölü kuzgun gibi bırakılan kenti

Güneşin batmakta erken davrandığı

Her gün son akşam gibi gelen bir akşamda

Cam kesmesi bir konakta

Ölüm dirim toplantısında

Bir gül ansızın patlayıp açılacak bir saksıda

Ve kalkacak bir insan ayağa

Ve ışık ışık ışık

Arkasında solunda ve sağında

Ve uzatacak ellerini dışarıya

Ah bu ne beyaz ne beyaz

Musanın elleri

Ve yüzü İsa yüzünün benzeri

Sonra bir değişim daha

Bir değişim daha

Kendinde özetleyen bütün peygamberleri

Son peygamberin kendisi sanki

Hızır da işi bitip te aradan çıkan köprülerin en yükseği

Mehdi

Konuşacak Mehdi

Geldi derleniş günü

Derleniş toparlanış vakti

Artık her gün her gece

Bir kadir günü ve gecesi

Kur’an iniyor dağlardan tepelerden

Yağmur onun yedeğinde

Horozlar en keskin sesleriyle ötmede

Koyunlar ışıldıyor yünlerinde

Yeni ve keskin bir bilgelik keçilerde

Doğudan batıya bir şimşek atlardan

Heyamolalarla inip çıkan

Bir eleğimsağma develerden

Kadınlar örtünürler meryem örtülerini

Bacalar yeniden tüter

Odunların en sertinin yanışından

Bırakarak gökyüzünde bir ocak sisi

Dağlarda bir başka coşkunluk çağlıyor

Menekşede çiğde kekikte ses var

Bir vahiy uğultusu arılarda

Karıncalarda hikmet suskunluğu

Barışı ve çalışkanlığı sağduyunun

Derleniş toparlanış diriliş saati

Geldi

Yükseldi bir ağartı müslüman ufuklardan

Müslüman mevsim ve iklimlerden

Kelimeler sıçradı yıllarca beklemişlerdi taşlarda

Bir başkalaşım oldu yazılarda

Seslerin durduğu yerde

Gizlice süren bir ayet sonu yumuşaklığı

Duruşlar bir süreden inmişcesine ağırbaşlı

Davranışlar ölçülü tartılı

Büyük dönüş başlamadan önce

Kendini bırakarak evrenin koştuğu o Bütüne

Bir kanat çırpmasıyla karıştığı Varlığa

Düzeltip dünyayı yeniden

Toplumu dirilten insanı erdiren

Şeytanı bir duvar ucunda sıkıştıran

Dam saçaklarında koğalayıp

Eski sınırına iten

Kentlere mutluluğu

Bir ikindi anıtı gibi getiren

Her eve mermer dağıtan

Şelale paylaştıran

Kan kanalı uzatan

Engebeli bir gebelikte

Yatağından korkan kadınlara

Süt verin süt verin çocuklara

Alarak nar incir gibi yemişlerden

Şit evi sığınağı zeytinlerden

Meryemin dayanağı hurmadan

Tükenin var olun varlığıyla Varlığın

Ki göreceksiniz kesin kesin

Yüzünüzü nereye çevirirseniz çevirin

Odur var olan var eden

Biçim veren değiştiren

Dağıtan toplayan

Hiç olmamışa çeviren

Bir çırpıda gelip

Geçmişe döndüren zamanı

Sesi seslendiren yeri yerlendiren

Sonra açıp yeli yürüyen bir kabir gibi

İçine yeri yerleştiren gömen

Bir kan pıhtısından meniden

Bir insan türeten

Sonra onu büyüten

Sözüne kulak yapan ağız yapan

İşine onda bir yetenek özü mayalandıran

İnanış veren sabır veren

Kuran’a da şeytana da

Eş yapan yoldaş yapan sırasında

Bir örtü gibi birden açan dünyayı

Sonra birden toplayan ortalığı

En büyük kolleksiyon sahibi

Kafataslarından kemiklerden

Güneşten aydan yıldızlardan

Cennet ve cehennemlerin

Kaybolduğu doğduğu girdabından

Her çağ bir başka ses

Duyulan mızrabından

Doğmamış ve ölmeyen

Gelmemiş ve gitmeyen

SEZAİ KARAKOÇ


“Kardeşin sen kande, çık ey Mehdi-i sahip zuhür!

Millet-i İslamı pamal eyledi Çeyş-i fütur.

Kalmadı İslam içinde bir yerde aram-ü huzur

Kapladı mülkü serapa leşker-i zulm-ü şürir...

ZİYA PAŞA


SON GÜNEŞ

Hicri 1390 ay ramazan gece kadir gecesi

Nakkaşın nakşettiği dirilişin hecesi

Ki terennüme başladı bir anda bütün alem

Daracık bir odada gözü yaşlı bir adem

Kapanmış secdeğaha haşyetle inliyorken

Tükenmiş gözde yaşlar şimdi ağlıyor kalbden

İşte o an parladı ufukta lem’ayı nur

Sonra bir güneş doğdu ziyasıyla dura dur

Alem de gördüğümüz İslami dirilişin

Sebebi işte bu şems bunu böylece bilin

On sene evvel doğdu parlar bu yüzyıl başı

Miladi sanmayınız hicri yüzyılın başı

Evet buydu beklenen islamın son ferdası

Silinir gider artık küfrün leyli yeldası

Seni beklemekten dönmüştük biz şaşkına

Doğdun bir daha batma, batma Allah aşkına

Şu milletin nasibi asırlar var ki Celal

İlahi tecelli etsin kurban olduğum Cemal

Ey ümmet dikkat edin hicri yüzyıl başına

Şahit olacaksınız güneşin doğuşuna

Bağrı yanık islama esecek badi saba

İşitin şu müjdeyi ’’vetubalil gureba’’

ADİL GÖKBURUN


DÜNYA İLE HASBİHAL

Hey gidi fani dünya senin de soyun geldi

Yükünü aldın artık, yaşsa kemale erdi

Zevalini gösteren küçük alametlerden

Hangisidir çıkmadık hangisidir söylesen

Zinalar, binalar, pavyon kadınları mı?

İçkiler kumarlar şarap dükkanları mı?

Vurmalar, kırmalar, insan öldürmeler mi?

Binbir çeşit hileler dolap döndürmeler mi?

Zulümler, cefalar hak’kın kovulması mı?

Hıçkırarak ağlarken garip boğulması mı?

İn bin dünyası derler şimdi sıra sendedir

Hatemennebiy ile Resuller tükeneli

Nemrut yetiştirmekten sen de bıktın değil mi?

Üzülme pek yakında gelecek olan Mehdi

Kararmış suratını aydınlatır güneşi

O Mehdi ki zevalin ilk büyük alameti

Sonunu haber veren kıyametin ilk fecri.

ADİL GÖKBURUN


İMAM MEHDİ

Yıldızla doğacak islam güneşi

İmanla sönecek küfrün ateşi

Ümmeti muhammed bekliyor seni

Ne olur kıyam’et imam’ul mehdi

Müminin çilesi senle son bulur

Kırılır zincirler iman kurtulur

Ufuklar nurlanır zulmet kaybolur

Beklenen güneşsin imamul mehdi.

Yaklaştı zamanın titrer tağutlar

Sallanır yüz üstü devrilir putlar

Adından çok korkar çağdaş nemrutlar

Bir yalın kılıçsın imamul mehdi.

Atomlar karşında susarlar senin

Emini olursun göklerle yerin

Fatıma evladı son peygamberin

Halifetullahsın imamul mehdi

Ayların içinde tekdir ramazan

Cebrail sesini duyduğun zaman

Belki kıyam etti sahibuzzaman

İntizarımızsın imamul mehdi.

ADİL GÖKBURUN